önce M. AKÇA tarafından yazılmıştır. “Kazanma Sanatı” Filmi ve Doğru İstatistik Kullanımı

“Kazanma Sanatı” Filmi ve Doğru İstatistik Kullanımı


Kısıtlı bütçelere sahip olan takımların başarıları her daim ilgimizi çeker.  İlk 11 deki futbolcularının değeri finale kadar karşılaştığı bir çok takımın yarısı kadar olan Galatasaray’ın Arsenal’i yendiği ve UEFA kupasını aldığı gün hala zihinlerimizde tazeliğini koruyor. Geçen gün Galatasaray’ın UEFA başarısını andıran ”Kazanma Sanatı” adında bir film izledim. Gerçek bir yaşanmışlığın kitap uyarlaması olan film, kısıtlı bir bütçeye sahip olan “Oakland Athletics” takımının adeta baştan kurulması ve zengin rakiplerine meydan okumasıyla ilgiliydi. Bunu yaparken teknik heyet, beyzbol inançlarını sorguluyor ve oyunu baştan ele alıyor.

Ekran Resmi 2014-10-17 21.12.32

Futbol oynama becerisi; koşma, şut hızı, şut isabet yüzdesi, top kontrolü, çalım yeteneği, top kapma, yaş, hava topu hakimiyeti, uyum, farkındalık, ivmelenme gibi yetenek bileşimlerinin  toplamına verilen addır diyebiliriz. Arka planda çalışan sayısal bir model olmasa bile, futbolcular değerlendirilirken bu parametreler kullanılarak fiyatlandırılmaktadır. Bu parametrelerin oyuncunun değerini belirlemede bazıları bazılarına daha üstündür. Bir veri tabanında kayıtlı olsun olmasın, adına istatistik densin denmesin, teknik direktörler futbolcuları önceki performansları ile (kayıtlı ya da kayıtsız istatistikleriyle) değerlendirir ve oynatırlar. Özellikle skor sayısının fazla olduğu basketbol gibi sporlarda ise şut isabet oranı, şut sayısı, ribaound gibi istatistiker ön plana çıkar.

Ekran Resmi 2014-10-17 21.14.28

Athletics takımı da oyuncuları koşma, atış, yerleşme, isabet ve güçlü isabet gibi becerilerine bakarak değerlendiriyor ve transferlerini de bu minvalde yapıyordu. Fakat aynı düşünceye sahip olan rakip takımlar da benzer eğilimde olduğundan saydığımız özelliklere sahip futbolcular rağbet görüp fiyatları artıyor, söz konusu becerilere sahip olmayan diğer oyuncuların fiyatları ise düşük oluyordu. Bir çok yetenek avcısı da oyuncuların kapasitelerini sezgisel ya da  istatistiksel olarak değerlendiriyor ama bu tespitler sadece yıldız futbolcuları keşfetmeyi sağlıyor, verimli ama yıldız olmayan oyuncular gözden kaçırılıyordu.

Ekran Resmi 2014-10-17 22.13.30

Basit bir halısaha maçında bile bazen bu durumun farkına varabilirsiniz. Çok yetenekli, dışarıdan baktığında çok iyi oynayan bir futbolcu, takım amaçlarına hizmet etmiyor ve uyumsuz davranıyorsa, takım için oynayan yeteneksiz bir futbolcudan daha kötü sonuçlar aldırabiliyor. Benzer bir durum beyzbol alanında da geçerliydi. Beyzbol yorumcuları sadece tek bir istatistiğe odaklanmışlardı o da takımın vuruş ortalamasıydı. Fakat oyunu yeniden ele alan Athletics yöneticileri sayı yapmada; kaleye ulaşma yüzdesinin, vuruş ortalamasından daha önemli bir istatistik olduğunu keşfettiler. Bu istatistiği keşfetmek onlara takımı sıfırdan kurma zorunluluğu getirse de takımı çok ucuza kurma imkanı vermiş oldu: Çünkü kaleye ulaşma yüzdesi yüksek olan oyuncular kimsenin umurunda olmadığı için ucuzdu.

Ekran Resmi 2014-10-17 21.31.55

Filmin temalarından birisi statükoya meydan okumak, bu işleri yapmak kolay olmadı tabi, Brad Pitt’in canlandırdığı Oakland Athletics menejeri Billy Bean; önce ”biz istemeyuk” cularla amansız bir mücadeleye girişti, sonra takım içi dengelerle uğraştı, ve sonunda amerikan beyzbol tarihinin en uzun süren zaferler serisini kazandı…

Ekran Resmi 2014-10-17 22.48.11

Bu durum yalnızca sporda geçerli değil: Patronları için bir değer oluşturmaya çalışan yöneticiler de istatistikleri belirlerken çoğu zaman sezgilerine güvenerek hareket ediyorlar. Bu durum değer oluşturma hedefiyle ilgisi olmayan Anahtar Performans Göstergelerinin (KPI) oluşturulmasına ve takibine neden olabilir. İstatistiklerin yararlı olabilmesi için, kaleye varabilme becerisi (Bir neden) ile Sayı Yapma (Bir sonuç) becerisinin bu örnekte ilişkilendirildiği gibi; KPI’ların da bir neden ile bir sonucu ilişkilendirebilmesi gerekmektedir.

Bu arada filmle ilgili eleştirileri gözden geçirirken şunu farkettim. Filmde Brad Pitt’den sonra (bazılarına göre ondan önce) en önemli karakter olan istatistikçi çocuk Peter Brand karakterini yansıtıyor. Filmde istatistikçi Peter Brand‘ı kilolu ve içe döznük karizması olmayan bir karakter canlandırmış halbuki gerçekte durum bunun tam tersi Peter Brand oldukça zayıf, uzun boylu ve dışa dönük karizmatik bir kişi imiş. Bu da film yapımcıları da dahil olmak üzere, insanların istatistik ve veri bilimi ile uğraşan kişilere ön yargısını gösteriyor olmalı 🙂

Peter Brand